Kayıtlar

Neden Kendimi Hep Yanlış İnsanlarda Aradım?

Resim
Bir dönem hayatımda hep birilerine ait olmaya çalışıyordum. Sanki biri beni severse, biri beni anlarsa içimdeki eksiklik geçecekmiş gibi hissediyordum. Bu yüzden bazen bana iyi gelmeyen insanlarda bile kalıyordum. Yalnız kalmaktan korkuyordum. Anlaşılmak istiyordum. Sevilmek için bazen kendimden ödün veriyordum. Ama bütün bunların sonunda yine içimde aynı boşluk kalıyordu. Çünkü ben aslında kendimi, başkalarının içinde arıyordum. Birinin ilgisiyle iyi hissetmeye çalışıyor, birinin sevgisiyle tamamlanacağımı sanıyordum. Ama insan kendinden uzaklaştığında, yanında kim olursa olsun içindeki eksiklik geçmiyor. Şimdi dönüp baktığımda şunu fark ediyorum: Belki de uzun süre yanlış insanlara değil, yanlış yerde kendimi aradım. Çünkü insan bazen en çok, kendine geri dönmeyi öğrenmek zorunda kalıyor.

Neden Sürekli Güçlü Görünmeye Çalıştım?”

Resim
Bazen üzgün olduğumu bile belli etmemeye çalışıyordum. Sanki güçlü görünürsem hiçbir şey beni incitemezmiş gibi davranıyordum. İnsanların yanında gülüyordum, normal konuşuyordum ama içimde sürekli susturduğum bir şeyler vardı. Yorulduğumu söylemiyordum. Kırıldığımı anlatmıyordum. Çünkü zayıf görünmekten korkuyordum. Bir süre sonra güçlü olmakla duygularını saklamayı karıştırdım. Kendimi ne kadar susturursam o kadar iyi olacağımı sandım. Ama insan içindekileri yok sayınca geçmiyor. Sadece sessizleşiyor. Şimdi fark ediyorum… İnsan bazen güçlü olmak için değil, gerçekten hissedebilmek için durmalı. Çünkü her şeyi tek başına taşımaya çalışmak da bir yerden sonra insanı yoruyor.

Kendimi İlk Ne Zaman Yetersiz Hissettim?

Resim
Kendimi ilk ne zaman yetersiz hissettiğimi tam hatırlamıyorum. Ama bu his, uzun zamandır benimleymiş gibi geliyor. Sanki ne yaparsam yapayım, bir şey hep eksik kalıyordu. Birilerini mutlu etmeye çalışıyordum, kendimi kanıtlamaya çalışıyordum, ama içimdeki o ses hiç susmuyordu. “Hâlâ yeterli değilsin.” Bir süre sonra insanların söylediklerinden çok, kendime söylediklerim canımı acıtmaya başladı. Çünkü en ağır yükü ben kendime yükledim. Hata yaptığımda büyüttüm. Eksiklerimi saklamaya çalıştım. Kendimi başkalarıyla kıyasladım. Ve fark etmeden, kendime karşı hep savaş halindeydim. Belki de bu yüzden uzun süre huzurlu hissedemedim. Çünkü insan, kendini sürekli eksik görürse hiçbir yerde tamamlanmış hissedemiyor. Şimdi dönüp baktığımda şunu fark ediyorum: Ben gerçekten yetersiz miydim… Yoksa sadece yıllarca öyle hissettirildim mi?

Kendimi Suçlamayı Ne Zaman Öğrendim?

Resim
Bir dönem hayatımda bir şeyler ters gittiğinde, hep birini suçlama ihtiyacı hissediyordum. Ve çoğu zaman o kişi babamdı. Yaşadığım zorlukları, eksiklikleri, elimde olmayan şeyleri hep ona bağlıyordum. Sanki hayatımda yolunda gitmeyen ne varsa, bir şekilde onunla ilgiliydi. Bu düşünce bana bir süre iyi geldi. Çünkü suçlayacak birini bulmak, kendiyle yüzleşmekten daha kolaydı. Ama içimde başka bir şey daha vardı. Kendime karşı bir yetersizlik hissi. Ne yaparsam yapayım, yetemiyormuşum gibi hissediyordum. Ve bu his, zamanla öfkeye dönüştü. Kızdım. İçten içe biriktirdim. Ve en çok da kendime yükledim. Belki de en zor olan şuydu: Dışarıda birini suçlarken, içimde kendimi suçlamaya devam ediyordum. Ve bu beni yavaş yavaş tüketiyordu. Ama o zamanlar bunu böyle göremiyordum. Sadece şunu hissediyordum: Bir şeyler yanlış… ve ben bunun içinde sıkışmışım gibi.

Bana İyi Gelmeyen Şeyleri Neden Hayatımda Tutuyorum?

Resim
Bugün iç sesimi, her zamankinden daha net duydum. Sanki uzun zamandır susturduğum bir şey, artık susmamaya karar verdi. İçimde bir yer, bana iyi gelmeyen şeyleri tek tek gösterdi. Ve ilk kez kendime şunu sordum: Ben neden bana iyi gelmeyen şeyleri hayatımda tutuyorum? Alıştığım için mi? Yalnız kalmamak için mi? Yoksa gerçekten başka bir seçeneğim olmadığını düşündüğüm için mi? Bazen insan, kendine zarar veren şeylere bile tutunabiliyor. Çünkü bırakmak, yüzleşmek demek. Ve yüzleşmek her zaman kolay değil. Ama bugün şunu fark ettim: İçimde bir ses var. Ve o ses, aslında neyin doğru olduğunu biliyor. Sadece ben, uzun zamandır onu duymamayı seçmişim. Belki sen de bazen hissediyorsundur… İçinde sana bir şeylerin yanlış olduğunu söyleyen bir ses vardır. Ama duymak istemezsin. Çünkü duyarsan, bir şeyleri değiştirmek zorunda kalırsın. Ve değişmek… cesaret ister.

Kendime Bu Kadar Sert Olmayı Kim Öğretti?

Resim
Bazen insanın iyi hissetmesi için çok büyük şeylere ihtiyacı olmuyor. Bugün bunu fark ettim. Denizin karşısında tek başıma oturuyorum. Elimde kahve, kulağımda bir podcast. Dışarıdan bakınca sıradan bir an ama benim için bir nefes alanı. Son zamanlarda kendimi sıkışmış hissettiğim anlar arttı. Özellikle yakın ilişkiler içinde, bazen anlaşılmadığımı ya da olduğum gibi kabul edilmediğimi hissediyorum. Bu his küçük anlarda başlıyor ama zamanla birikiyor. Beni en çok etkileyen şey, söylenenlerden çok nasıl söylendiği. Bazen tek bir kelime bile insanın içinde beklediğinden daha büyük bir yere dokunabiliyor. Ve fark ettim ki aslında ben kelimelere değil, onların bana hissettirdiklerine tepki veriyorum. Bugün burada otururken kendimle ilgili önemli bir şey gördüm: Doğru ortamda, kendime alan tanıdığımda iyi hissedebiliyorum. Bu bana şunu hatırlattı: Belki de her zaman her şeyi değiştiremeyebilirim ama kendim için küçük alanlar yaratabilirim. Şu an için bildiğim şey şu: Kendimi anlamaya b...

İçimdeki Sesle İlk Kez Karşılaştığım An

Resim
  Ne zaman başladığını tam hatırlamıyorum. Ama o günü hatırlıyorum. Her şeyin üst üste geldiği bir gündü. Küçük bir hata yapmıştım. Normalde geçip gitmesi gereken bir şeydi. Ama geçmedi. O an durdum. Ve içimde bir şey konuşmaya başladı. “Bunu nasıl yine yaparsın?” “Hiç mi öğrenmiyorsun?” “Sen zaten hep böylesin.” Bu düşünceler ilk başta sadece bir anlık gibi geldi. Ama susmadılar. Aynı cümleler tekrar tekrar döndü. Sanki biri beni izliyor ve yaptığım her şeyi eleştiriyordu. Ama odada kimse yoktu. O an fark ettim: Bu ses… benim kendi sesimdi. En garip olan şey şuydu: Kendimle konuşuyordum ama kendim gibi hissetmiyordum. Sanki içimde iki kişi vardı. Biri hata yapan, diğeri acımasızca yargılayan. Ve yargılayan taraf her zaman daha güçlüydü. O gün ilk kez şunu düşündüm: Eğer biri bana bu şekilde konuşsaydı, onunla bir daha görüşmezdim. Ama bu ses sürekli benimleydi. Kaçamıyordum. Zamanla bu sesin yeni olmadığını fark ettim. Sadece ben ilk kez ger...